Mittwoch, 22. Dezember 2010

Hikayenin "Kahraman"i...

Bir kac ay öncesine kadar bir sairi takip ediyordum.. Her bir siiri yüregime dokunuyordu sanki, her bir siiri beni alip baska diyarlara götürüyordu.. Yazdiklari sanki benim sözlerimdi, zaten yazdigimiz seylerde benziyordu birbirine..
Susmak, yorulmak, sevmek degilde-sevip terk etmek, edilmek, özlemek, beklemek, umut etmek.. Bunlardi benzememizi saglayan.. Bunlardi sözlerimiz..




...Diyorlar ki: "Küsme aska. Daha kimler gelecek, kimler gececek."
Bilmiyorlar ki en son giden herseyimi götürdü..
Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü.
Simdi ben bu eskitilmis gencligimle, yasimi tersten yazip öylece giden bir senin ardindan, kime hangi sevgimi vaad edecegim.. Söylesene!...


Diye devam gidiyor siir.. Insanin icine anlamsiz bir hüzün birakiyor.. Özellikle ses tonu.. Normal kurdugu cümlelerinde bile sesinin ayri bir büyüsü var, kapiliyor insan, kayboluyor o büyünün derinliklerinde..

Yazdiklarimi seslendiren güzel ses.. Tesekkürler;)




Eylül... Sonbahar... Felaket...

Mittwoch, 1. Dezember 2010

Bugün benim..

.. Dogum Günüm.. Bugün öyle bir gün gecirdim ki.. ALLAHim kimsenin dogum gününde yasatmasin böyle bir gün..
Aglasam mi, yoksa benim günüm diye gülsem mi anlayamadim..
Bugün ablam evine cagirmisti okuldan sonra.. Haydi gidelim bir dedik.. Gitmez olaydik..
Malum kar, tipi, buz, soguk, kisin, yerlerin kayganligi, .... diye devam eder durur bu cümle..
Hersey iyi güzel oturduk bir iki saat, sonra ben kalkayim dedim, kar durmuyordu yollar yürünmez, araba sürülmez bir durumdaydi..
Beni tren istasyonuna birakti, trenle freisinge gittim.. Buraya kadar hersey gayet normal.. (Trenin 10 dk gecikmesini saymazsak tabii, birde utanmadan panik yapiyorum otobüsümü kaciracagim diye, neyse bu konuya asagi da detayli bilgi verecegim!)
Efendime söyleyeyim vardim freisinge.. baktim daha 10 dk varmis otobüsün gelmesine.. Gittim otobüs duragima. (Gittim diyorum, artik kaydim, uctum, zipladim, hopladim da diyebiliriz..)
5 dk gecti, 10 dk gecti, 15, 20, 30. Derken ablam aradi eve varmismiymisimdamismis..
Ne evi, ne köyü, ne sehiri.. Sonra asabi ablamiz ordaki numarayi ver bana dedi, otobüs duraginin.. Verdim ve aramis, geri bana döndügünde hicte hos olmayan seyler duydum..
Ablam bana biraz daha otur demeseymis, bende kaza yapan bir otobüsün icinde olacakmisim..
Evet, normalde binecegim kara gün dostum kaza yapmis, yol tikanmis.. Diger otobüste gec kalmis haliyle..
Haber geldi sonra 18 in otobüsü gelecek diye.. Gittik bir gencle tren istasyonuna sigindik.. Hani belki donmakta olan beynimize kan gider, uyusmus olan ayaklarimiz geri normal haline döner belki diye. Saat 18 oldu, ayaklandik tabii, baktik bizim duraktan insanlar geliyor tek tek, otobüs yarim saat sonra gelecekmis diye..
Benim tabii kan beynime fiskirdi, iceride fazla isindi sanirim..
Yine bekledik, baska care yok, yollar bizim orda fazlasiyla karismis diye bizimkilerde cikamadilar..
Otobüs geldi sonunda.. Genc olan arkadas arkadan bindi ve yer tuttu. Dere tepe düz gittik, gidemedik, durduk.. cekmedi sanirim otobüs, obez obez insanlar, sakil sakil tipler, tiklim tiklim otobüs..
saat 20:30 da evdeydim..

Bu olaydan kendimize ne gibi paylar cikariyoruz?
  • Böyle havalarda misafirliklerden uzak durulmasi gerektigini,
  • Herseyde bir hayir oldugunu, (sükürler olsun o otobüste degildim)
  • Toplu tasitlarin bir ise yaramadigini, (hani övüp dururlar ya, ne topu ne tasi, katil olur bunlarla millet!)
  • Kar'in sevilecek bir yaninin olmadigi,
  • ve son olarakta ALLAH seni bildigi gibi yapsin MVV ve RVO!