Montag, 11. Juli 2011

11.07.1995

Bir sali günü.. 4 bucuk yasindayim daha.. Dünyadan bir haber oradan oraya kosusturuyorum suan.. Annem pesimde, bana birsey olacak diye akli cikiyor. "Dikkat et, oraya carpma, gel buraya." diyor.. Babam kucagina aliyor sonra, hava da ceviriyor, sariliyor..
Ben yine oradan oraya kosarken yere düsüyorum, agliyorum.. Annem geliyor, öpüyor ve hemen yere düstügümü unutuyorum.. Yemegimi yiyorum, sonra bahceye abimle top oynamaya cikiyorum.. "Anneye git hadi." diyor abim, beni istemiyor yaninda, kücügüm diye.. Ben agliyarak anneme gidiyorum.. Sütümü icip, yatiyorum..
Mutluyum, bir evim var ve güvendeyim..
Mutluyum, rahatim yerinde..

Mutluyum, annem yanim da... Babam yanim da.. Kardeslerim yanim da..
Peki ya diger "kardeslerim"?
Affedin beni, yaninizda olamadim.. 4 bucuk yasindaydim..

Samstag, 18. Juni 2011

Üc Maymun...

Aslinda "Kahraman"im olabilirsin.. Babam gibi sahip cikip, onun kadar sevebilirsin. Ama Annem kadar sevebilir miyim seni? Dokunabilir miyim kalbine en icten duygularimla? Attirabilecek misin durmus olan yüregi sana?
Simdi nerdesin, kimlesin bilinmez.. Seni hic görmemis, duymamis, bilmiyor olsamda birgün bana geleceksin ;) O güne kadar kendine iyi bak yârim, sonra bana emanetsin :)

Sonntag, 5. Juni 2011

Ses...

...ine asik olunasi adamlar tanidim..

Samstag, 5. März 2011

Sacmalik 1

bazen öyle seyler aklima geliyor ki, kendime inanamiyorum. o kadar sacma seyler yapip, o kadar sacma seyler düsünüyorum ki bir anda.. mesela bizim evin merdivenlerini ne zaman cikip-insem basamaklari sayiyorum icimden, sanki degisecek saymazsam.. 7 tane cikiyorsun, kisa yürüyorsun sonra tekrar 7 tane cikiyorsun.. acelem varsa 2-2-2-1 - 1-2-2-2 ..
gecen bir yerde oturuyoruz, ormanlik bir arazi carpti gözüme, acaba dedim, orada kac agac var, bir yerde yazili bir sekilde var midir?
veya savas aninda hapishane de ki mahkumlar ne oluyor? onlar da mi savasiyor? adam misal keskin nisanci, onu da savasta savastiriyorlar mi?
köprüden gecti gelin türküsü hangi yöreye ait?
televizyon da canli yayin da, veya dizilerde sacmaladiklarinda neden ben sanki o hatayi yapmiscasina utanip kanali degistiriyorum? acaba bilincalti önceden yaptigim hatalar mi beni dürtüyor?
kelimelere kim anlam verdi? hirdavat, züccaciye, mecazi, papaz, vs gibi kelimeler nasil ortaya cikti? o adam papazi gördü ve: "aaa bu adama papaz ismi gider." diyip papaz mi koydu adini?
neden bir insana: "kelebegim, civcivim, tavsanim, ..." diyince hosuna giderde, "öküz, inek, köpek, hayvan" dediginde küfür olarak algilar? onlar da hayvan degil mi?
nedir bu arkadas, soru isaretleri ile dolu beynim..

Donnerstag, 17. Februar 2011

Kitap...

… okumayi cok seviyorum. Zaman buldukca okumaya, kelime haznemi cogaltmaya, birseyleri anlamaya calisiyorum. Sadece calisiyorum ama, anlamiyorum bir cok seyi:) Bir ay öncesiydi sanirim, kitap fuari vardi, Münih'te. Cok severim Almanya gibi soguk bir ülkede sicak ortamlari. Insanlarin tümü Türktü, en azindan Türkce biliyorlardi, nerden geldikleri önemli degil:) Türk yemekleri, Kitap standlari, hediyelik esyalar, abur ve cubur kardesler, yok yoktu.

Hic kitap aldin mi? Diye soruyorum bana. Hayir tabii kiside:) Kitaplarini „bedbahttim“ kelimesi ile doldurup tasiran bir kadindanda oradaydi. Emine Senlikoglu. Sevmiyorum seni. Imzali bir kitap almak icin sirada bekleyen siz sevgili okuyucular (eminim hic biri kitaplari aldiktan sonra imzaya bakmak disinda bir kere bile acmamislardir) basiniz göge erdi mi? Hayir kapiyi ne diye kapatiyorsunuz gelen gecemiyor, giden gidemiyor.

Aklima gelmisken yazmak zorundayim, son siralar Türk Kitap Evi nin reklami gözüme carpmiyor degil. Bir seri cikarmislar, kim, nicin, ne diye cikarir anlamadim „Yanliz Kadinlar seti“ diye.

Yalniz Kadinlar Seti
(7 Kitap Birarada) Tahir Hacıkadiroğlu
"Yalnız Kadınlar Seti"nde bir solukta okuyacağınız kitaplar sizi bekliyor!..
ALMANYADA Kİ KADINLARIMIZIN
Korkularını, yalnızlıklarını gerçek yaşam öyküleri ile anlatılıyor!..
Nasil Kötü Kadin Oldum, Frankfurt’taki bir hayat kadininin 238 gününü anlatıyor.
Yasemin’in Cigligi adli kitabımızda ise, eroin bagimlisi Yasemin’in Almanya sokaklarındaki hikayesine şahit olacaksınız.
Herkes Kendi Acısını Yaşıyor adle eserimizde ise, Alman cezaevindeki Türk kadin mahkumun günlügünü okuyacaksınız.

Ermeni midir bunlari düzenleyen? Bir milletin kadinlari bu kadar mi yerler altina alinmak istenir? Yazanlarin anasi bacisi ananesi esi teyzesi sevgilisi halasi yengesi yok mu acaba. Yurt disinda yasayan kadinlar kötü kadin midir? Aaaaaaaaaa diye bagirasim var!

Neyse gelelim Okudugum 4 ana konuya: Tarih (cogunlukla Osmanli Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Filistin-Israil-Siyonizm ückeni), Savas (Bosna-Sirp, Cecenya-Rusya, Filistin-Siyonist Israil gibi), Düsünmelik (nalet olsun ya, bulamadim bu kitaplarin adi neydi:} hani beyin gücünü gelistirmede, etkili karar verebilmede yardimci olan kitaplar) ve son olarak Dini.

Normalde etkisinde kalmam kitaplarin, okurum ve hafizamda kalir tarihler ve mekanlar. Ama gecen sene okudugum üc kitaptan olusan bir seri var ki, anlatilmaz. Hala etkisindeyim diyebilirim.
Ama onu ayrintili baska bir yazimda paylasacagim. Bazilari ne kadar slkcl bulsalarda zevkler ve renkler tartisilmaz. (Kim demis bunu ya, tartisilir tabii. Misal turuncu rengini seven insanlar nasil bir psikolojiye sahip, anlamis degilim kac yasina geldim. Acaba cocuklugumda kötü bir anim mi var turuncu rengi ile ilgili?)

„Ask kitaplari neden oku muyorsun hic?“ diye soruyorlar sohbet icinde oldugum kisler bazen. „Onlara zamanim yok“ diyip gecistiriyorum hep.
Ask.. Bu üc harfi neden baskalarinin dilinden dinleyip, baskalarinin elinden okuyayim ki?
Kendim yazi yazabiliyor ve konusabiliyorken, neden belkide baskalarinin ask hikayelerini okuyup imreneyim ki? Hayatimda yapmak istedigim, yaptiktan sonra pisman olmak istemedigim tek sey diyebilirim.
Ask kitapi yazmak. Ellerim yorulana, Beynim bulanana kadar yazmak.
Yazarken mutluluktan aglamak, kalbimi yerinden cikarcasina kadar carptirmak istiyorum.
Ask'imin kiskanilmasini, kiskanan kisininde sirf sevdicegim olmasini istiyorum.
Sadece onun okumasini ve mutluluktan ucmasini istiyorum. Okurken beni sevmesini, seviyorsa zaten yeniden ve daha cok sevmesini istiyorum. Ücüncü kisi olmadan, iki kisilik bir hikaye yazmak istiyorum. Her cümlesi sahi, gercek, etkileyici, heyecanli olsun istiyorum.

Cik karsima, adini hikayemde basrolde kullanayim, kitapin her sayfasinda senin ve benim oldugumuz hikayelerimiz yazsin, olmaz mi? Cok mu sey istiyorum acaba? Imkansiz mi bu istek?

TUM Weihenstephan

Ikinci staj yerim. Birinciye nazaran daha rahat geciyor diyebilirim sali günleri haric. Calisma saatleride baya enteresan hani, aradaki alakayi hala cözmüs degilim. Herneyse.
Profesörlerin arasindayim durmadan. Ögrencileri bir garip bu üniversitenin ama. Zaten uni sinirlarina girdiginde herkes ingilizce konusuyor birbiriyle. Sinir oluyorum, abi almanyada yasiyoruz ya almanca, yada türkce konusun. O degil, fransiz kaliyorum, küfür etseler, hakkimda konussalar anlamayacagim. Sanirim stajin basladigi ay normal bir tipte olan tek ben varim koca unide. Ceki düzen verin arkadaslar kendinize ya, olmaz ki böyle..

Gelelim staj yaptigim bölüme. Hayvansevmez olarak yapilirmiydi bu bana? (Lehrstuhl für Tierökologie Arbeitsgruppe Wildbiologie. Odada yanliz oldugumda nasil dualar ediyorum telefon calmasin diye, bunu söyleyince ömrümden ömür gidiyor sanki.)
Benim bulundugum katin bir üstüne cikmaz olaydim, görmez olaydim ordaki yasananlari. Hayvanciklara neler yapiliyor, ihh ..

Normalde 12de veriliyor mola. Ama ben mümkün oldugunca gec yapiyorum. Cünkü sagolsun köpek arkadaslar universitenin dört bir yanini sarmis oluyor. Kokmuyorum tamamda, tiksinme var, sevmiyorum iste. Hele su yerinde duramayan kücük yaratiklar.

Sekreter. Evet sekreter. Simdi düsündümde bu kadina diyecek bir laf, kelime bulamiyorum. Iyi anlamda mi yazdim bunu, yoksa kötü anlamda mi acaba? Onunla konustuktan sonra almanlarin bir kez daha ne kadar genis olduklarini anladim. Kadinla birlikte tanisma amaciyla kahve ictik okulda. Sorular sordu durmadan: Yasin kac? Nerden geliyorsun? Okuldan sonra ne yapmak istiyorsun? Sevgilin var mi? Ailen baskici mi?
Ben: Sanane. (Icimden dedim tabii.) benim bu yapiya sahip oldugum simdi bazi kisileri sasirtiyordur eminim:) herneyse.
Neyse bunlar normaldi simdiye kadar. Olay kadinin kendi hayatini anlatmasindan basliyor. Sormaz olaydim o soruyu. Cocuk olan bir kiza anlatilirmiydi bunlar. Ben daha genctim. Sapan sacma hayat hikayesi.
Hersey „Evlimisiniz?“ demem ile basladi. (aklima baska bir soru gelmedi ne yapayim yani, 50 yasinda birine baska ne sorulur) neyse, evet dedi ve anlatti devam. „Evliyim ama sevgilim var. Cok fazla tartisiyorduk ve bosanmaya karar verdik. O sirada da biri ile tanistim, benden 15 yas büyük ama cok iyi anlasiyoruz. Esim cok slklcl bir karaktere sahip. Esimin annesi bizimle kaliyordu, bakima muhtac. Bende elimden geldigi kadar onunla ilgileniyordum. Birgün bana geldi ve sana hic birseyde engel olmak istemem dedi. Esim bana gitme ayrilmayalim odalarimizi ayiralim, ama sen burda kal dedi. Benimde canima minnet. Kira, elektrik faturasi, telefon faturasi derdi yok. Sevgilimde bunu kabullendi, onunlada bir dairemiz var Freisingde. Kendimize ait bir ev. Mutluyum cok.“ dedi.
Neyse bir yorum getirmek istemiyorum simdi bunun hakkinda. Ayiplariz, ALLAH korusun kendi cevremizdede görürsek hic iyi olmaz.
Kadin öyle hizli konusuyor ki, anlatamam. Mektup yazmam gerekiyorsa, misal veriyorum bir belediyeye. Proje hakkinda bilgi, yada ihtiyac duyulan miktari falan yazmam gerekiyor. Bu cümlesinden sadece „Mektup ve Proje“ kelimelerini anliyorum. Hadiii, gelde digerlerini kafadan at. Kontrol etmese tamamen hayal ürünü seyler yazardim, cokta güzel olurdu hani. Ama sagolsun benden önceki kiz yaptigi herseyi kaydetmis. Ordan alip tarih ve adresi degistiriyorum.

Bu arada sekreter fil gibi, odanin her bir yaninda, ama her bir yaninda on ton duru su, maden suyu, meyva suyu, SÜT, kola ve suya benzeyen hersey var yani. Yormsuz.


Türk mürk te yok hani, yada ben mi görmedim acaba? Connection yapardik hani..
Varmis ya, sonradan gördüm :)
Kadinla hic anlasamadik, ben onu sevmedim o beni .. Balina ne olacak..
Saygi ve sevgilerimle...

Gecen sene..

yazdigim ve yayinlamadigim seyleri simdi yayinlayayim ya, icimde kaldi :)

Donnerstag, 20. Januar 2011

Ilkbahar tadinda...



Sen kaderimsin askin ta kendisisin
Içimde kocaman bir dünya kurdun
O dünyanin kalbisin.

Yazilmis tüm ask türküleri sanadir sana
Bu yanginlar bu yagmurlar sanadir sana
Sana bir sey söylemek istiyorum kulak ver bana.

Seni çok ama çok ama çok seviyorum, seviyorum
Ve bunu bagira çagira söylemekten hiç utanmiyorum
Sevdigini söylemekten utanan insan korkagin biridir
Sen benim yanimdayken hiçbirseyden korkmuyorum :)