… okumayi cok seviyorum. Zaman buldukca okumaya, kelime haznemi cogaltmaya, birseyleri anlamaya calisiyorum. Sadece calisiyorum ama, anlamiyorum bir cok seyi:) Bir ay öncesiydi sanirim, kitap fuari vardi, Münih'te. Cok severim Almanya gibi soguk bir ülkede sicak ortamlari. Insanlarin tümü Türktü, en azindan Türkce biliyorlardi, nerden geldikleri önemli degil:) Türk yemekleri, Kitap standlari, hediyelik esyalar, abur ve cubur kardesler, yok yoktu.
Hic kitap aldin mi? Diye soruyorum bana. Hayir tabii kiside:) Kitaplarini „bedbahttim“ kelimesi ile doldurup tasiran bir kadindanda oradaydi. Emine Senlikoglu. Sevmiyorum seni. Imzali bir kitap almak icin sirada bekleyen siz sevgili okuyucular (eminim hic biri kitaplari aldiktan sonra imzaya bakmak disinda bir kere bile acmamislardir) basiniz göge erdi mi? Hayir kapiyi ne diye kapatiyorsunuz gelen gecemiyor, giden gidemiyor.
Aklima gelmisken yazmak zorundayim, son siralar Türk Kitap Evi nin reklami gözüme carpmiyor degil. Bir seri cikarmislar, kim, nicin, ne diye cikarir anlamadim „Yanliz Kadinlar seti“ diye.
Yalniz Kadinlar Seti
(7 Kitap Birarada) Tahir Hacıkadiroğlu
"Yalnız Kadınlar Seti"nde bir solukta okuyacağınız kitaplar sizi bekliyor!..
ALMANYADA Kİ KADINLARIMIZIN
Korkularını, yalnızlıklarını gerçek yaşam öyküleri ile anlatılıyor!..
Nasil Kötü Kadin Oldum, Frankfurt’taki bir hayat kadininin 238 gününü anlatıyor.
Yasemin’in Cigligi adli kitabımızda ise, eroin bagimlisi Yasemin’in Almanya sokaklarındaki hikayesine şahit olacaksınız.
Herkes Kendi Acısını Yaşıyor adle eserimizde ise, Alman cezaevindeki Türk kadin mahkumun günlügünü okuyacaksınız.
Ermeni midir bunlari düzenleyen? Bir milletin kadinlari bu kadar mi yerler altina alinmak istenir? Yazanlarin anasi bacisi ananesi esi teyzesi sevgilisi halasi yengesi yok mu acaba. Yurt disinda yasayan kadinlar kötü kadin midir? Aaaaaaaaaa diye bagirasim var!
Neyse gelelim Okudugum 4 ana konuya:
Tarih (cogunlukla Osmanli Devleti, Türkiye Cumhuriyeti, Filistin-Israil-Siyonizm ückeni),
Savas (Bosna-Sirp, Cecenya-Rusya, Filistin-Siyonist Israil gibi),
Düsünmelik (nalet olsun ya, bulamadim bu kitaplarin adi neydi:} hani beyin gücünü gelistirmede, etkili karar verebilmede yardimci olan kitaplar) ve son olarak
Dini.
Normalde etkisinde kalmam kitaplarin, okurum ve hafizamda kalir tarihler ve mekanlar. Ama gecen sene okudugum üc kitaptan olusan bir seri var ki, anlatilmaz. Hala etkisindeyim diyebilirim.
Ama onu ayrintili baska bir yazimda paylasacagim. Bazilari ne kadar slkcl bulsalarda zevkler ve renkler tartisilmaz. (Kim demis bunu ya, tartisilir tabii. Misal turuncu rengini seven insanlar nasil bir psikolojiye sahip, anlamis degilim kac yasina geldim. Acaba cocuklugumda kötü bir anim mi var turuncu rengi ile ilgili?)
„Ask kitaplari neden oku muyorsun hic?“ diye soruyorlar sohbet icinde oldugum kisler bazen. „Onlara zamanim yok“ diyip gecistiriyorum hep.
Ask.. Bu üc harfi neden baskalarinin dilinden dinleyip, baskalarinin elinden okuyayim ki?
Kendim yazi yazabiliyor ve konusabiliyorken, neden belkide baskalarinin ask hikayelerini okuyup imreneyim ki? Hayatimda yapmak istedigim, yaptiktan sonra pisman olmak istemedigim tek sey diyebilirim.
Ask kitapi yazmak. Ellerim yorulana, Beynim bulanana kadar yazmak.
Yazarken mutluluktan aglamak, kalbimi yerinden cikarcasina kadar carptirmak istiyorum.
Ask'imin kiskanilmasini, kiskanan kisininde sirf sevdicegim olmasini istiyorum.
Sadece onun okumasini ve mutluluktan ucmasini istiyorum. Okurken beni sevmesini, seviyorsa zaten yeniden ve daha cok sevmesini istiyorum. Ücüncü kisi olmadan, iki kisilik bir hikaye yazmak istiyorum. Her cümlesi sahi, gercek, etkileyici, heyecanli olsun istiyorum.
Cik karsima, adini hikayemde basrolde kullanayim, kitapin her sayfasinda senin ve benim oldugumuz hikayelerimiz yazsin, olmaz mi? Cok mu sey istiyorum acaba? Imkansiz mi bu istek?