Ikinci staj yerim. Birinciye nazaran daha rahat geciyor diyebilirim sali günleri haric. Calisma saatleride baya enteresan hani, aradaki alakayi hala cözmüs degilim. Herneyse.
Profesörlerin arasindayim durmadan. Ögrencileri bir garip bu üniversitenin ama. Zaten uni sinirlarina girdiginde herkes ingilizce konusuyor birbiriyle. Sinir oluyorum, abi almanyada yasiyoruz ya almanca, yada türkce konusun. O degil, fransiz kaliyorum, küfür etseler, hakkimda konussalar anlamayacagim. Sanirim stajin basladigi ay normal bir tipte olan tek ben varim koca unide. Ceki düzen verin arkadaslar kendinize ya, olmaz ki böyle..
Gelelim staj yaptigim bölüme. Hayvansevmez olarak yapilirmiydi bu bana? (Lehrstuhl für Tierökologie Arbeitsgruppe Wildbiologie. Odada yanliz oldugumda nasil dualar ediyorum telefon calmasin diye, bunu söyleyince ömrümden ömür gidiyor sanki.)
Benim bulundugum katin bir üstüne cikmaz olaydim, görmez olaydim ordaki yasananlari. Hayvanciklara neler yapiliyor, ihh ..
Normalde 12de veriliyor mola. Ama ben mümkün oldugunca gec yapiyorum. Cünkü sagolsun köpek arkadaslar universitenin dört bir yanini sarmis oluyor. Kokmuyorum tamamda, tiksinme var, sevmiyorum iste. Hele su yerinde duramayan kücük yaratiklar.
Sekreter. Evet sekreter. Simdi düsündümde bu kadina diyecek bir laf, kelime bulamiyorum. Iyi anlamda mi yazdim bunu, yoksa kötü anlamda mi acaba? Onunla konustuktan sonra almanlarin bir kez daha ne kadar genis olduklarini anladim. Kadinla birlikte tanisma amaciyla kahve ictik okulda. Sorular sordu durmadan: Yasin kac? Nerden geliyorsun? Okuldan sonra ne yapmak istiyorsun? Sevgilin var mi? Ailen baskici mi?
Ben: Sanane. (Icimden dedim tabii.) benim bu yapiya sahip oldugum simdi bazi kisileri sasirtiyordur eminim:) herneyse.
Neyse bunlar normaldi simdiye kadar. Olay kadinin kendi hayatini anlatmasindan basliyor. Sormaz olaydim o soruyu. Cocuk olan bir kiza anlatilirmiydi bunlar. Ben daha genctim. Sapan sacma hayat hikayesi.
Hersey „Evlimisiniz?“ demem ile basladi. (aklima baska bir soru gelmedi ne yapayim yani, 50 yasinda birine baska ne sorulur) neyse, evet dedi ve anlatti devam. „Evliyim ama sevgilim var. Cok fazla tartisiyorduk ve bosanmaya karar verdik. O sirada da biri ile tanistim, benden 15 yas büyük ama cok iyi anlasiyoruz. Esim cok slklcl bir karaktere sahip. Esimin annesi bizimle kaliyordu, bakima muhtac. Bende elimden geldigi kadar onunla ilgileniyordum. Birgün bana geldi ve sana hic birseyde engel olmak istemem dedi. Esim bana gitme ayrilmayalim odalarimizi ayiralim, ama sen burda kal dedi. Benimde canima minnet. Kira, elektrik faturasi, telefon faturasi derdi yok. Sevgilimde bunu kabullendi, onunlada bir dairemiz var Freisingde. Kendimize ait bir ev. Mutluyum cok.“ dedi.
Neyse bir yorum getirmek istemiyorum simdi bunun hakkinda. Ayiplariz, ALLAH korusun kendi cevremizdede görürsek hic iyi olmaz.
Kadin öyle hizli konusuyor ki, anlatamam. Mektup yazmam gerekiyorsa, misal veriyorum bir belediyeye. Proje hakkinda bilgi, yada ihtiyac duyulan miktari falan yazmam gerekiyor. Bu cümlesinden sadece „Mektup ve Proje“ kelimelerini anliyorum. Hadiii, gelde digerlerini kafadan at. Kontrol etmese tamamen hayal ürünü seyler yazardim, cokta güzel olurdu hani. Ama sagolsun benden önceki kiz yaptigi herseyi kaydetmis. Ordan alip tarih ve adresi degistiriyorum.
Bu arada sekreter fil gibi, odanin her bir yaninda, ama her bir yaninda on ton duru su, maden suyu, meyva suyu, SÜT, kola ve suya benzeyen hersey var yani. Yormsuz.
Türk mürk te yok hani, yada ben mi görmedim acaba? Connection yapardik hani..
Varmis ya, sonradan gördüm :)
Kadinla hic anlasamadik, ben onu sevmedim o beni .. Balina ne olacak..
Saygi ve sevgilerimle...
Donnerstag, 17. Februar 2011
Abonnieren
Kommentare zum Post (Atom)
Keine Kommentare:
Kommentar veröffentlichen